MENÜ ☰
Çocuk ve Genç » Duyuru, Makale, Manşet, Yazarlar » HER İŞİN BAŞI… / Feyza HEPÇİLİNGİRLER
Feyza HEPÇİLİNGİRLER
Feyza HEPÇİLİNGİRLER
Tüm yazıları için tıklayınız.
HER İŞİN BAŞI… / Feyza HEPÇİLİNGİRLER

Hastanelerde sabah çok erken oluyor. Bir de hapishanelerde bu kadar erken oluyordur sabahlar. Sabahın 6’sında başlıyor hareketlenme. Odalar gözden geçiriliyor, ilk serumlar takılıyor, akşamdan biriken atıklar toplanıyor. Çünkü saat 8 olmadan doktorlar ve asistanlar ilk “visit”lerine çıkmış olacaklar. Tıp dili halk için yeterince karmaşık değilmiş gibi, doktorların ziyaretlerine “visit” deniyor.

Burası bir üniversite hastanesi… İstanbul’un, hatta Türkiye’nin en ünlülerinden, üstüne türkü bile yakılmış olanı… Az sonra doktorlar ve asistanlar dolduracaklar odayı. Hastadan sorumlu olan genç doktor, ötekilere; yani büyüklere, hastalığın bir gün önceki seyri hakkında bilgi verecek. Dudağının altında üçgen biçiminde bir sakalı olan doktorun elinde, arada bir yudumladığı kahvesi olacak yine. O, fabrikasını denetleyen bir işveren edasıyla kabul edecek verilen bilgileri. Hasta yakını olarak siz, farkında olmadan görünmezliğe bürüneceksiniz. Benim de odada bulunduğum, üçüncü haftanın ortasında fark edilebildi mesela. Kimsenin hasta yakını olarak sizi de bilgilendirmek gibi bir derdi olmayacak.

Onların “visit”leri bittikten sonra hemşirelerinki başlayacak. Beş – altı kişilik bir hemşire grubu odaya girdiğinde görünmezliğinize yeniden kavuşacaksınız. Gecenin nöbetçi hemşiresinin ötekilere bilgi vermesini yine bir seyirci olarak izleyeceksiniz.

Sabahın sekiz – sekiz buçuğunda lüks bir alışveriş merkezinin cumartesi kalabalığına ulaşmış oluyor hastane. Ancak buradaki insan kimyası (mı diyorlar?) oralardan epeyce farklı. AVM’lerin müşterisi genellikle “hospital”larda tedavi olur. Buralarda Anadolu var. Hem İstanbul’daki Anadolu hem de Kahramanmaraş’tan Yozgat’a, gerçek Anadolu’nun her yerinden gelenler. Saat 10’a doğru hastanedeki kalabalık “izdiham” kıvamını buluyor. Öğle üzerini siz tahmin edin artık. Sıra numarası almak, çeşitli işlemlerde önceliği yakalamak için uyanıklık etme, doktorun yanına iki kişi önce girmek için kurnazlıklar düşünme zamanıdır şimdi.

İnsanımızın her türünü bir arada görmek mümkün burada. Sözgelimi hafif ev ayakkabısının üzerine geçirilen “mes”lerin artık kullanımdan kalktığını sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Meslisi, şalvarlısı, çarşaflısı ile her sosyal tabakadan insan, sağlık için canhıraş bir mücadele vermekte. Sağlığın değerinin, ancak elden kaçmak üzereyken anlaşıldığı her hastayla, her hastalıkta bir kez daha kanıtlanıyor.

Adını duymadığınız, varlığından haberli olmadığınız ne çok hastalık var ve bu hastalıkları çeken ne çok insan… Dert edinilen pek çok şeyin, sağlığa yönelik bir tehdit karşısında ne kadar anlamsız, ne kadar ufak, ne kadar önemsiz olduğu, en iyi buralarda anlaşılıyor. Beyne giden bir pıhtının insanı dakika değil, birkaç saniye içinde felce uğratabileceğini, yaşamla ölüm arasında incecik bir çizgi olduğunu ancak buralarda derinden kavrıyorsunuz.

“Her işin başı sağlık” der dururuz da ne kadar farkındayız her işin başının sağlık olduğunun? Sağlığımızı kaybetme tehlikesi belirmeden önlem almak neden pek aklımıza gelmez? Hastanelere gitmek gerek, ama hasta olmadan; sırf hastalıkla mücadelenin ne kadar zor olduğunu, hasta olmadan önlem almanın önemini derinden kavramak için. Herhangi bir bölümün, herhangi bir koridorunda çok değil, yarım saat, bir saat geçirmeli. İşte insan, sağlığın gerçekten her işin başı olduğunu iliğine, kemiğine kadar ancak o zaman anlayabilir; başka zaman değil.  

📆 04 Nisan 2020 Cumartesi 22:43   ·   💬 0 yorum   ·  
Folklor Akademi Dergisi

YAZARLAR

SÖYLEŞİ

ANKET

Sitemizi nasıl buldunuz?

Sonuçları görüntüle

Yükleniyor ... Yükleniyor ...

BAĞLANTILAR