MENÜ ☰
Çocuk ve Genç » Genel » BALIKÇI ÇOCUK / Gülay SORMAGEÇ
BALIKÇI ÇOCUK / Gülay SORMAGEÇ
Resim için André Santana’ya teşekkürler.

Bir varmış. Bir yokmuş.  Dağın, taşın, çiçeğin, böceğin kahrı çokmuş. Hele nehirlerin köyümüze, kasabamıza hayat sunan nehirlerin derdi herkesten daha çokmuş. Günlerden bir gün balıkçı çocuk oltasını almış hoplaya zıplaya köyünün ortasından şırıl şırıl akan nehire varmış. Kendi kendine haydi bakalım rastgele balıkçı demiş. Oltasını hazırlamış. Gözleri pırıl pırıl, yüreği pır pır “Bismillah” demiş. Oltasını nehirin ortasına doğru atmış. Balıkçı çocuğun oltasını gören balıklar buna çok sevinmiş. Balıklar artık eskisi kadar mutlu değilmiş. Ne zaman kafalarına bir şey atılır, ne zaman kanatları yaralanır belli değilmiş. Sudan vatanları onlara zindan olmuş. Kafa kafaya vermiş düşünmüşler. Bu işe bir çözüm bulmalıyız demişler. Bunun için nehirde yaşayan bütün canlılar büyük bir toplantı düzenlemiş. Meğer herkes bu durumdan şikayetçiymiş. Istakoz başına gelenleri anlatmış:

– Ahh! Bir bilseniz yaşadıklarımı. Balık arkadaşıma gidiyordum. Birden bire büyük bir gürültüyle kabuğumun üstüne kocaman bir şişe indi. Sonra ayağımın birini kopararak kaçtı, gitti. Öyle canım yandı öyle canım yandı ki; can havli kendimi balık arkadaşımın evine attım. Kabuğum çatlamıştı. Yüzüm, gözüm kan içindeydi. Üstelik topallıyordum. Arkadaşım halimi görünce hemencecik beni kanepeye yatırdı. İlkyardım çantasını getirdi. Yaralarıma pansuman yaptı. Ben ona teşekkür ettim. Ama çok üzülmüştüm. Kendimi tutamadım ağladım. Sakinleştikten sonra başıma gelenleri ona anlattım. O gün bugündür korku içinde yaşıyorum.

Söz benekli balığa gelmişti:

– Ben artık yeşillikleri, mavilikleri rengârenk bahçeleri göremiyorum. Gözlerim kör oldu. Yüzerken bam güm bir yerlere çarpıp duruyorum.  Aylarca önce bir insan geldi. Tankerle nehire tarım ilaçlarının atıklarını atıp gitti. Atıklardan sızan ilaç kalıntıları beni kör etti.

Herkes bir şey söylemiş. Sonunda bir karar alınmış. Eğer biz gereken önlemi almaz isek bize de bizden sonraki balıklara, kurbağalara, kaplumbağalara hayat hakkı olmayacak. Sudan vatanımız yaşanmaz hale gelecek. Su da hayat biterse insanların da hayatı tehlikeye girecek. Bizim suyumuzdan kana kana içemeyecekler. Balıklarımızı yiyemeyecekler. Ağaçlar, böcekler de bu kirlilikten nasibini alacak. Ağaçlar tatlı ve bol vitaminli meyvelerini veremeyecek. Böceklerde, balıklarda hastalanıp ölecek. Hatta hastalıkları insanlara bile geçecek. Bundan bütün kasabayı haberdar etmeliyiz demişler. Toplantıları bitmişken balıkçı çocuğun oltasını görmüşler. Tam sırası demişler. Her birisi Nehir’in dibini boylamış atıklardan göz açıp kapayıncaya kadar getirmişler. Balıkçı çocuğun oltasının iğnesine önce bir ayakkabı geçirmişler. Balıkçı çocuk ağırlığı hissedince çok sevinmiş. Bugün çok beklemeden balık geldi demiş. Demiş demesine de gelen balık değilmiş. Büyük bir balık yakaladım zannederek sevinçle oltasını çekmiş. Birde ne görsün. Gele gele oltaya bir ayakkabı gelmiş. Hay Allah; demiş. Ayakkabıyı oltadan çıkarmış. İkinci kez oltasını nehire atmış. Çok geçmeden yine ağırlık hissetmiş. Bu kez oldu galiba deyip oltasını merakla çekmiş. Çekmiş çekmesine de bir pet şişe çekmiş.  Bir kaç kez daha oltasını atmış ama her defasında nehirden balıktan başka her şey çıkmış. Canı sıkılmış. Balıklar bugün tatile çıkmış demiş kendini avutmuş. Ben en iyisi biraz dinleneyim sonra evin yolunu tutarım demiş. Bu olup bitene de anlam verememiş. Allah Allah bu ne iş? Derken sözcü balık bir çırpıda balıkçı çocuğun yanına uçmuş. Ne o? Niye söyleniyorsun? Olup bitenleri merak ediyorsun değil mi? Gel bu sorularının cevabını kendi gözlerinle gör, demiş. Balıkçı çocukla, sözcü balık bir sıçrayışta nehirin dibine inivermişler. Balıkçı çocuk gözlerine inanamamış. Adım atacak yer bulamamış. Cam şişe, pet şişe, ayakkabı, tencere ne ararsan varmış. Nehir’de yol almak oldukça zormuş. Istakozla, kör balığın hikâyesini de dinlemiş. Gördükleri, duydukları hiç mi hiç hoşuna gitmemiş. Bir çırpıda yukarıya çıkmış. Oltasına gelenleri kovasına doldurup evin yolunu tutmuş. Rastladığı insanlara kovasındakileri göstermiş. Balıklar artık küsmüş demiş. Böyle giderse ağaçlar da bize küsermiş. Derken olanlar kulaktan kulağa duyulmuş. Her yana yayılmış. Kasabalı günlerce nehire atılan çöpleri toplamış. Nehir tertemiz olmuş. Kasabanın girişine “Nehiri kirletmek yasaktır” tabelası asılmış. Belediye Başkanı da kasabanın giriş ve çıkışlarını kontrol ettiriyormuş. Kasaba halkı da nehiri çöplük olarak kullanmaktan vazgeçmiş. Herkes birbirini uyarmış. Nehir’e söz vermiş. Balıklar ermiş muradına. Biz çıkalım kerevetine. Temiz çevre, billur su ve leziz meyveler olsun size hediye.

📆 09 Mayıs 2020 Cumartesi 14:55   ·   💬 0 yorum   ·  
Folklor Akademi Dergisi

YAZARLAR

SÖYLEŞİ

ANKET

Sitemizi nasıl buldunuz?

Sonuçları görüntüle

Yükleniyor ... Yükleniyor ...

BAĞLANTILAR