MENÜ ☰
Çocuk ve Genç » Manşet, Yazarlar » APARTMANDA YAŞAMAK / Feyza HEPÇİLİNGİRLER
Feyza HEPÇİLİNGİRLER
Feyza HEPÇİLİNGİRLER
Tüm yazıları için tıklayınız.
APARTMANDA YAŞAMAK / Feyza HEPÇİLİNGİRLER

5
Huysuz bir kadındı. Herkesle her şey için kavga edebilirdi. Bir temizlik günü Fatma, pencereden bir şey mi silkelemeye kalkmış, ne olmuşsa avaz avaz bir sese koştum. Fatma da en az, bağırmakta olan komşum kadar sinirli. Elindeki küçük kilimi gösterdi. “Ne olur ki şuncacık şeyi silkelemekle?” dedi. “Aman,” dedim. “Sakın!” Uyarımı yapmış olmanın rahatlığıyla öteki odaya geçip bilgisayarımın başına oturdum. Ama İkna edememişim Fatma’yı, o sinirle eline geçirdiği her şeyi silkelemeye başlamış. Biraz sonra güvenlik görevlileri, “Pencereden halı silkelemenin yasak olduğunu bilmiyor musunuz?” diye kapıya dayandı. “Hık mık…” Bizde ses yok. İlk apartmanlar dikilmeye başlandığında apartmanda yaşamak, sınıf atlamak anlamına gelirdi ya, bu yeni yaşam biçimine uyum sağlayamayanlar “apartmanda yaşamayı öğrenememiş” olmakla suçlanır, aşağılanırdı. Böyle bir suçlamayla, hatta daha fazlasıyla karşı karşıyaydık. Çünkü komşum, “Elektrik süpürgesi diye bir şey var.” diye bağırıp durmaktaydı aşağıdan. Bu hesapça biz elektrik süpürgesinin icat edilmiş olduğunu bilmeyen andavallılar oluyorduk. Ben bir ara, “Bakın, evde hiç halı yok, sadece küçük küçük kilimler…” diyecek oldum; ama saçmalamanın âlemi yoktu. Sonraki günlerde kilim değil, çarşaf ya da havlu bile silkeletmedim pencereden. Apartmanda yaşamayı böylece bir kez daha öğrenmiş olduk.

O komşuyla aramızın ilk açılması bu silkeleme olayıyla oldu. Sonra bizim katların önünde uzayıp giden güzeller güzeli bir ardıcı kestirmeye kalktı. Neymiş, gölge yapıyormuş ağaç, görüş alanını daraltıyormuş. “Bir dakika!” dedim. “Kestiremezsiniz. O ağaç sizin değil ki! Ne hakkınız var kestirmeye?” Yetinmedim, belediyeye şikâyet etmekle korkuttum. Ağaç kurtuldu; ama komşuluk bir yara daha aldı. Durum bir bir berabere! Aramızdaki selamlaşmalar kesildiği gibi, apartman girişinde, bahçede, durakta karşılaşacak olsak açıkça başını çevirmeye başladı komşum. Bir olay daha yaşasak mahkemelik olacağız. Oysa sevmem dargınlığı. Nedir yani, neyi paylaşamıyoruz?

Derken bir apartman toplantısında yan yana düştük. O yine birilerinden yakınmakta. Gürültü ediyorlarmış, çıkarsınmış ev sahibi onları evden? Başka kiracı mı yokmuş? Duruma cepheden “müdahil” olmanın tam sırası… Birden ona dönüp, “Benden bir şikâyetiniz var mı?” diye sordum. O kadar ani gelmişti ki soru, aramızda bir karışlık bir mesafe varken, “Evet.” diyemezdi. Diyemedi de zaten. “Yok.” dedi. Allah razı olsundu benden. Tıkırtım bile duyulmuyordu. Beni, eli kolu çiçeklerle dolu gördüğü bir gün yolumu kesecekti. Hımm… Demek çiçekleri seviyordu. Bunu öğrenmem iyi oldu.

Kütüphane haftasıdır, kültür – sanat şenliğidir, bir yerlere davet edilip duruyorum zaten. Teşekkür de bir buket çiçektir çoğu zaman. Bakmalara doyulmaz güzellikteki bir buketle eve döndüğüm bir gün kapısını çalıverdim. “Bunlar sizin.” diye uzattım çiçekleri. Şaşırdı, ne yapacağını bilemedi. Hakkımı nasıl ödeyeceğinden bile söz etti. Hak ve ödemek mi? Alt tarafı bir buket çiçek… Neyin ödemesi? Komşuyuz ya biz!

Artık aramız çok iyi. Evde halı olsa ve ben o halıları silkelemeye kalksam gıkı bile çıkmayacak, biliyorum. Şimdi üst kat komşum için bir jest düşünüyorum. Evde topuklu terliklerle mi dolaşıyor nedir, tıkır tıkır ayak sesleri gece yarılarına kadar kesilmiyor. Bir çift pofuduk terlik meramımı anlatmaya yeter mi dersiniz?

📆 30 Mart 2016 Çarşamba 16:52   ·   💬 0 yorum   ·  
Folklor Akademi Dergisi

YAZARLAR

SÖYLEŞİ

ANKET

Sitemizi nasıl buldunuz?

Sonuçları görüntüle

Yükleniyor ... Yükleniyor ...

BAĞLANTILAR