SON DAKİKA
İstanbul'da Hava
PİYASALAR
Döviz    Alış  Satış
Meyveler Âlemine Yolculuk / Mine TAŞDEMİR
Mine TAŞDEMİR

700x64210_sebze_1

-Anne yemek istemiyorum.
-Yemek istemiyorum diye bir şey yok oğlum, yemek zorundasın!
– Niye yemek zorundaymışım? Hem ben meyve sevmiyorum.
-Canım oğlum, şu senin sevmiyorum deyip yüz çevirdiğin meyvelerden yemek isteyip de yiyemeyen ne çok insan var biliyor musun? Çabucak büyümek ve sağlıklı olmak için bunlardan yemen lazım. Hadi üzme beni.
Mertcan ile annesi meyve yeme konusunda bir türlü anlaşamazlarmış. Mertcan hiçbir meyveyi ağzına sürmezmiş. Annesi ise biricik evladının vitamin deposu meyveleri yememesine çok üzülürmüş ve çocuğunun günün birinde güçsüz düşüp bir yerlere düşüp kalmasından çok korkarmış.
Mertcan, meyve yemediği için vücudunda bir takım rahatsızlıklar görülmeye başlamış. Çok çabuk grip oluyor ve gribi yaz-kış geçmek bilmiyormuş. Doktorlar, Mertcan’ın mutlaka meyve yemesi gerektiğini söylüyorlarmış ama bu küçük yakışıklı, meyve yememek için bin dereden su getiriyormuş.
Derken günlerden bir gün bu inatçı küçük, okulda aniden bayılmış. Öğrencisini bahçede baygın gören öğretmen Fatma Hanım, hemen ambulans çağırmış.
Çocuğunu sedyede, boylu boyunca uzanmış gören annesinin eli ayağına dolaşmış. Hemen oğlunun sınıf öğretmenine gidip, olan biteni sormuş.
Öğretmen Fatma Hanım:
“-Oğlunuzun hiçbir şeyi yoktu. Sabah gayet iyiydi. Öğle arasında bahçede arkadaşlarıyla oyun oynarken birden yere yığılmış. Hemen ambulans çağırdım ve buraya geldik. Sonra da sizi aradım” deyince, Meryem Hanım’ın telaşı daha da artmış.
Bu kez, hastane koridorunda gördüğü hemşire kıza sormuş, oğlunun durumunu. Hemşire kız, Mertcan’a serum taktıklarını, vitamin eksikliğinden şüphelendiklerini, gerekli bazı testler yapıldıktan sonra net bir şey diyebileceklerini söylemiş telaşlı anneye.
Gerekli tetkikler yapılmış ve yakışıklı hasta taburcu edilmiş. Anne- oğul evlerine dönerken onlara eşlik eden bir şey varmış: Bir poşet dolusu vitamin ilacı.
Meryem Hanım:
-Meyve yememek nelere mâl oluyor gördün mü? Hepimizi ne kadar korkuttun. Ya daha kötü bir şey olsaydı deyince, Mertcan şöyle savunmuş kendini:
“-Ama anne, ne alakası var meyveyle, top oynuyorduk yoruldum, bayılmışım.”
O gün uzun uzun meyvelerin insan sağlığı için önemi hakkında konuşan anne-oğul bir anlaşma yapmışlar. Mertcan, anlaşma gereği hem her gün doktorunun verdiği ilaçları düzenli olarak alacak, hem de günde üç tane meyve yiyecekmiş.
Ve Mertcan verdiği bu sözde durursa Meryem Hanım, ona ne zamandır isteyip durduğu, rüyalarını süsleyen bisikleti alacakmış.
Aradan aylar geçmiş. Küçük çocuk, içtiği vitamin ilaçları sayesinde kilo almış, daha da yakışıklı olmuş. Her gün yediği üç meyve de onun gücüne güç katmış, öyle ki artık bilek güreşinde bütün arkadaşları yeniyormuş.
Mertcan, yaz tatili için çok sabırsızlanıyor, ilaç içmekten kurtulup bisiklete bineceği günlerin hayali ile yaşıyormuş. Bir gün eline ilaçlarından birini almış ve içinden şöyle geçirmiş:
“Şimdi bu ilaç büyüse büyüse sonra ben bunun içine girsem, ilacın içinde gezinsem ne güzel olurdu! Vitaminleri görür, onlarla sohbet ederdim. Acaba bizim evlerimizdeki gibi ilaçlarda da odalar var mıdır? Doktor bende C vitamini az dedi. Çok merak ediyorum C vitamini nerede yaşıyor. Onların da annesi, babası var mıdır?”
Bir de ne olsun! Zihninden bunları geçiren Mertcan, ilacı içer içmez kendini bir ilacın içinde bulmuş. Gözlerine inanamamış küçük çocuk; hayal sanmış önce ama hayal değilmiş, gördüğü yaşadığı her şey gerçekmiş! Yolda A vitamini ile karşılaşmış öncelikle, hemen elini öpmüş bu vitaminin. Elini öpmüş; çünkü A vitamini ondan bayağı büyükmüş, bu vitaminin saçlarının beyazlamasından da belliymiş. A vitaminine birçok soru sormuş meraklı çocuk ve aldığı cevaplardan son derece memnun olmuş.
Daha sonra odasının penceresinden kilim silkeleyen B vitamini görmüş. “Vitaminlerin de bizim gibi odaları varmış demek, vay canına!” demiş Mertcan gayri ihtiyari… Ve hemen kilim silkeleyen B vitamininin yanına koşmuş.
Küçük kâşif, meraklı gözlerle bir yandan etrafını inceliyor, bir yandan da B vitaminine insan sağlığı için ne gibi faydaları olduğunu soruyormuş. Şöyle cevap vermiş B vitamini:
“Ben suda eriyen bir vitaminim. Hafızanın güçlenmesine yardımcı olurum. Strese karşı işe yararım. Zihinsel ve fiziksel sağlık için olmazsa olmazlardanım.”
Vitaminlerden öğrendiği her bir yeni bilgiyle şaşkınlığı artan Mertcan, B vitamine teşekkür ederek, başka bir vitaminin yanına, balkonda kitap okuyan E vitaminin yanına koşmuş.
Selam verdikten sonra, ona vakti olup olmadığını sormuş. Aldığı olumlu yanıt üzerine bir sandalyeye oturmuş ve bu vitaminle de koyu bir sohbete başlamış. Sohbetten sonra “Demek annem ve babam buraya benden önce gelmiş ve bu bilgileri öğrenmiş. Şimdi anladım annemin meyve yemediğim zamanlar neden o kadar üzüldüğünü” diye mırıldanmış küçük çocuk.
E vitamini, “Bir şey mi dedin Mertcancığım?” diye sorunca, Yok bir şey manasında, kafasını sallamış yakışıklı çocuk ve çocuğunu parka götüren D vitaminin yanında almış soluğu.
Onun da canı parka gidip eğlenmek istemiş ve tüm cesaretini toplayıp, D vitamine “Beni de parka götürür müsünüz?” diye sormuş. D vitamini, küçük misafirine “Tabii ki, ne demek” deyince Mertcan mutluluktan şarkı söylemeye başlamış.
D vitamininin gün boyu ağlayan çocuğu Kalsiyum, Mertcan’ın şarkılarını dinlerken ağlamayı unutmuş da annesi rahat bir nefes almış.
Mertcan’ın içi içine sığmıyormuş. Önce salıncağa koşmuş. D vitamini, hem çocuğunu hem de Mertcan’ı sallıyormuş. İki çocuk da çok mutluymuş. Çocuklar oyuna dalınca, D vitamini patik örmeye vermiş kendini.
Hava kararmaya başlayınca hep beraber parktan ayrılmışlar. Kalsiyum, gene ağlamaya başlayınca, Mertcan, o güzel şarkılarından birini söylemeye başlamış. Ve böylece Ağlayan Kalsiyum gitmiş, yerine gülen Kalsiyum gelmiş.
Evden çıkalı çok olduğunu fark eden Mertcan, annem beni merak eder ben artık evime dönmeliyim demiş ve Kalsiyum ile annesine veda etmiş.
Gün boyu, vitaminlerle rüya gibi bir gün geçiren küçük çocuk, babasını kapıda karşılamış ve gün içinde yaşadıklarını bir bir anlatmış. “En çok C vitamini merak ediyordum; ama o bugün evde yoktu, belki başka zaman gene giderim onların yanına.” demiş.
Oğlunu merak içinde mütebessim bir çehreyle dinleyen babası, “E madem öyle, annen bize şöyle kocaman bir meyve tabağı hazırlasın da, hep beraber bu faydalı şeylerden yiyelim.” deyince, Mertcan gülmeye başlamış ve arkasına sakladığı meyve tabağını babasına göstermiş. Sonra da gayet masum bir soru sormuş babasına:
“Babacığım günün birinde benim de bir kardeşim olursa adını Kalsiyum koyar mısınız?”

Yazarın tüm yazıları için tıklayınız:
25 Aralık 2015 · 0 yorum · 812 kez okundu
Yorum yap



İleti:

YAZARLAR
Abdulkerim DİNÇ

ÇOCUK TİYATROSU
15 Kasım 2014 Cumartesi
Hüseyin BOKAÎ

Yarışma
25 Mart 2015 Çarşamba
Selin UÇAR

AH BİZ / Selin UÇAR
16 Mayıs 2016 Pazartesi
DUYURULAR
SÖYLEŞİ
KİTAP DÜNYASI
ANKET

Sitemizi nasıl buldunuz?

Sonuçları görüntüle

Yükleniyor ... Yükleniyor ...
EN ÇOK OKUNANLAR
BU HAFTA
BU AY
BU YIL
Tüm zamanlar
Çocuk ve Genç ® Çocuk ve Genç Gazetesi
Anasayfa · RSS · Bize Ulaşın · Tübilmer

Copyright © 2014 - 2017 Tüm hakları saklıdır.