SON DAKİKA
İstanbul'da Hava
PİYASALAR
Döviz    Alış  Satış
ELİF / Azize Elif KOÇ

YAZAR: AZİZE ELİF KOÇ
RESİMLEME: DİLARA NUR BÜLBÜL
(Ali Fuat Cebesoy İlkokulu 4. sınıf öğrencileri)

RESİMLEYEN: DİLARA NUR BÜLBÜL

RESİMLEYEN: DİLARA NUR BÜLBÜL

Sultanahmet Mahallesi eski bir yerleşim bölgesi, manavıyla, bakkalıyla, kasabıyla, cıvıl cıvıl insanlarıyla dolu bir mahalledir. Bu insanlar yardımlaşmaya ve çalışmaya önem verirler. Bu güzel duyguyu çocuklarına geçirebilmiş ailelerdir. Bu çocuklardan biri Elif’tir. Elif, ela gözlü, kısa ve dalgalı saçlı, etrafa mutluluk saçan ve öğretmenleri, arkadaşları tarafından çok sevilen ve sevgi dolu bir kızdır.
Karneleri almaya bir hafta kalmıştı. Elif ve arkadaşları çok heyecanlıydı. Çünkü okul onlar için yorucu geçmişti. Bu tatilde yorgunluklarını atacaklardı. Çocuklar okuldan geldikten sonra mahallenin küçük parkında buluşup tatilde neler yapacaklarını planlıyorlardı.
Elif’in arkadaşları okuldan ve mahalledendi. Ayça Elif’in en samimi olduğu arkadaşıydı. Ayça, düz ve uzun saçları olan, saçını atkuyruğu yapmayı seven, rahatlığına düşkün ve cesaretli bir kızdır. Ayça’nın abisi Burak arkadaşları gibi Büyük Reşatpaşa Ortaokulunda 8.sınıfa giden hafif etine dolgun, Ayça gibi siyah saçlı, yaşına göre uzun boylu, macerayı, futbolu ve şakayı seven bir çocuktur. Ortak arkadaşları olan Murat’ta 8.sınıfa giden spor yapmayı seven, boş vakitlerini arkadaşlarıyla geçirmeyi seven, hayalperest bir çocuktur.
Pazartesi sabah enfes kızartma kokusuyla uyanan Elif;
– Mmmm! Enfes kokuyor, diyerek annesinin yanına gitti. “Kahvaltıda ne var?”
Annesi;
– Patates kızartması, senin en sevdiğinden…
– Oleyyyy! Hemen okul kıyafetlerimi giyip geliyorum. 
– Tamam, Elif, babanı da uyandır işe geç kalmasın.
Elif elini ve yüzünü yıkadıktan sonra babasının yanına gidip babasına seslenir;
– Babacım babacım! Hadi uyan.
– Tamam, kızım geliyorum. Beş dakika daha…
– Hahaha! Baba tembele bağlama, der. Babasının yanına koşarak gider ve babasını gıdıklamaya başlar.
– Gıdı gıdı gıdı, hahaha! 
– Dur kızım dur, tamam kalkıyorum, der. Uykusu dağılan Mehmet Bey üzerini değiştirip kahvaltı masasına oturur ve her zamanki gibi kakara kikiri bir kahvaltı zamanı geçirirler.
Annesi;
– Elif hadi, bugünlük kahvaltı keyfi yeter. Biraz acele edip evden çıkalım.
Hep beraber evden çıkarlar. Elif okula geç kalmamak için hızlı adımlarla yürümeye başlar. Arkadaşlarıyla karşılaşan Elif, arkadaşlarıyla selamlaşır. Annesi ile babası Elif’in yanından işe gitmek için ayrılırlar. Arkadaşlarıyla okula giden Elif, okul çıkışı mahallenin küçük parkında buluşmaya karar verirler.
Burak ile Murat önden top oynayarak parka doğru giderler. Ayça ile Elif onlara yetişmek için hızlı adımlarla arkalarından onları takip ederler. Bu arada Elif;
– Ayaklarım yoruldu ne kadar hızlı gidiyorlar.
Ayça;
– Abi, birazcık yavaş olun, hızlı yürümekten ayaklarımız ağrıdı, diye bağırır.
Burak;
– Tamam, parka geldik.
Parka giren çocuklar banklara otururlar. Karınları acıktığı için ne yesek diye aralarında konuşurlar.
Elif;
– Sandviç ve ayran hiç fena olmazdı.
Ayça;
– Tost olsa da yesek…
Murat gülerek; 
– Durun durun size tost yağdıracağım, der. Herkes gülmeye başlar.
– Hahaha!
Burak;
– Bu kadar gülme yeter karnım zil çalıyor. Bakkal Nesip Amcaya sandviç yaptıralım.
Murat ile Burak bakkala gidip dört tane sandviç yaptırıp ve dört tane ayran alarak kızların yanına gelirler. Kızlar, “Nerde bizim sandviçlerimiz?” diye sorarlar. Burak;
– Alın sandviçlerinizi, karnınızı doyurun da tatilde neler yapacağımızı planlayalım, derken Murat hayallere dalmıştı bile. Kapalı havuzda yüzmüştü ve sinemaya gitmişti.
Burak Murat’ın arkadaşından dokunarak “Böööö!” dedi. Murat yerinde hopladı.
– Aaaaaa! Tam da filmin en heyecanlı yerindeydim, derken herkes Murat’a gülmeye başladı.
Elif gülerek;
– Sinema iyi fikirde on beş günümüzü film izleyerek geçirmeyeceğiz herhalde.
Ayça’da lafa karışarak;
– Elif, sende benim düşündüğümü mü düşünüyorsun?
Elif ile Ayça aynı anda;
– Tiyatro!  diye bağırdılar.
Burak;
– Siz söylediklerinizi ister yapın ister yapmayın ben Kapalı Çarşı ve Ayasofya gibi tarihi yerleri gezeceğim.
Elif güzel bir fikirle;
– Bence hepimizin fikrini birer gün arayla yapalım.
Hep birlikte evlere dağılan çocuklar yarın görüşmek dileğiyle birbirlerine “İyi akşamlar” dediler.
Evine gelen Elif üstünü değiştirdikten sonra ödevlerini yapmaya başladı. Derslerini bitirdikten sonra çekyatın üstünde uyuyakaldı. Annesinin eve gelmesiyle uyanan Elif esneyerek;
– Anne sen mi geldin?
Annesi;
– Hadi gel bıcırık mutfakta bana yardım ette yemeği yapalım. Babanda işten gelmek üzeredir. Hadi annecim!
Babası işten gelince yemeklerini yediler. Mehmet Bey gazetesini eline alıp koltuğuna oturdu ve sessizce gazetesini okumaya başladı. Evin sessizliğini telefonun sesi bozdu. Elif koşarak telefonu açar;
– Alo.
Elif’in teyzesi;
– Alo Elif ’cim.
– Teyzecim sen misin?
– Evet, tatlım. Hayırlı akşamlar.
– Teyzecim ne yapıyorsunuz? Esra nasıl?
– İyiyiz tatlım. Esra’da iyi, asıl siz ne yapıyorsunuz.
– Teyzecim, babam gazete okuyor annem de telefonu almak için yanımda bekliyor.
– Tamam, o zaman Elif’cim telefonu annene ver annenle mühim bir şey konuşacağım.
Elif’in annesi ile teyzesi uzun bir süre konuştular. Konuşmaları güzel geçen iki kardeş telefonu kapattıktan sonra Elif’in annesi Elif’e “Sana bir müjdem var. Esra kış tatilinde İstanbul’a geliyor.” der. Elif;
– Yaşasın! Tatilde kuzenim –çok sevdiğim kuzenim- yanımda olacak!
Elif o sevinçle kuzeniyle tatilde neler yapacağını hayal eder.
Elif bugün çok heyecanlıydı çünkü karnesini alacak ve çok sevdiği kuzeni İstanbul’a yanına gelecekti. Bu Cuma günü onun iki mutluluğunu birden paylaştığı gündü. İçi içine sığmıyordu; karnesine mi sevinecek yoksa kuzenine mi sevinecekti, bilemiyordu!
Karnesiyle birlikte takdir belgesini alan Elif evin yolunu tuttu. Eve gelen Elif biran önce akşam olmasını istiyordu çünkü annesine ve babasına karnesini ve takdir belgesini gösterecekti.
Akşam olduğunda takdir belgesiyle birlikte karnesini ailesine gösterirken telefon çalar ve hemen telefonu açar. Teyzesi;
– Alo. Elif’cim Esra gece saat 2:00’de otobüse binecek sabah saat 9:00 veya 9:30 gibi Harem Otogarında olacak.
– Tamam, teyze. Ben annemlere söylerim.
– Tamam, canım. Esra’yı aldığınızda bize haber verirsiniz. Annenlere selam söyle.
– Tamam, teyzecim. Öptüm.
Elif, teyzesiyle konuştuklarını ailesine anlattı. Mehmet Bey;
– Bugün herkes erken yatsın ki erken kalkalım.
Erkenden yatağa yatan Elif yattığında bir sağa bir sola dönüyordu, heyecandan uykusu gelmek bilmiyordu. Esra ile neler yapacaktı neler… Önce arkadaşlarıyla tanıştırıp sonrada arkadaşlarıyla yaptıkları tatil planını Esra’ya paylaşacaktı. Evet, bu tatil çok güzel geçecekti. Böyle düşünürken uykuya dalmıştı bile.

Yorum yap



İleti:

YAZARLAR
Bestami YAZGAN

HAYATI DOYASIYA YAŞAMAK
23 Ağustos 2017 Çarşamba
Abdulkerim DİNÇ

ÇOCUK TİYATROSU
15 Kasım 2014 Cumartesi
Hüseyin BOKAÎ

Yarışma
25 Mart 2015 Çarşamba
Selin UÇAR

AH BİZ / Selin UÇAR
16 Mayıs 2016 Pazartesi
DUYURULAR
SÖYLEŞİ
KİTAP DÜNYASI
ANKET

Sitemizi nasıl buldunuz?

Sonuçları görüntüle

Yükleniyor ... Yükleniyor ...
EN ÇOK OKUNANLAR
BU HAFTA
BU AY
BU YIL
Tüm zamanlar
Çocuk ve Genç ® Çocuk ve Genç Gazetesi
Anasayfa · RSS · Bize Ulaşın · Tübilmer

Copyright © 2014 - 2017 Tüm hakları saklıdır.